Gelecektir Mazi

Geçmişi özledim Geçmişte yaşamayı Hayatım rüyalarım oldu Mazi başka nasıl yaşanılır Farketmedim özlemimi Anlamadan hayatım çalındı Biliyorum ne kadar aptalım Bunlar kaç kez yaşandı Ben kuşlar gibi uçmak istedim Kırdılar kanadımı Ben güneşle bir oldum Beni ilk o aldattı Ben çayırlarda gezerdim Şimdi oraya çöl yarattım Gelecektir mazi Hem de öyle bir gelecek ki! Ahımlı […]

Sen Benimsin

Sen benimsin, havada bu rüzgar eserken Benimsin işte, akan göz yaşlarımız bile şahit olur Saçlarımızın buluştuğu bu havada sen benimsin Değilsen, tuttuğumuz aynı çiçeğin yaprakları kurur Gün olur, vakit dolar, yeşillik solar O gün dünya ayla beraber ağlar Anladım, gerçekten Kaybedilen o zaman bir daha gelmeyecek Oturduğumuz ahşap, çizik bank Koşuşturduğumuz yumuşak toprak Baktığımız şu […]

Aynı Mekanlar Farklı Hayatlar

Aynı Mekanlar, Farklı Hayatlar Kaç kere aynı odalara girdik Aynı koltuklar, aynı basamaklar Sonbahar mevsiminde odanın kenarına geçip Parıldayan güneşimi seyrederdim Bazen gözlerim, yağmurla karşılaşırdı da Kaçardım güneşten Masum ve zayıf kalbimin içine işleyen ızdırap duygunun bana tattırdığı acı hala mantığıma savaş açıyor Düşünüyorum da, eskiden en güzel yıldızı güneş sanardım İlkbahar mevsiminde aynı koltukta […]

Maziyi Özlüyorum

Güneşli bir günde soğuk bir rüzgar esiyordu Bulutlar, parça parça giderken Mazi, hala ellerimi dişliyordu Neden böyle oldu, yaprak neden daldan ayrılır ki Tanıdıklarım, sevdiklerim, neden hep uzaktalar Nasılda geçmiş zaman Nasılda gitmiş mekan Eskiden, eskiden şırıl şırıl dans ederdik Uzak denen bir şey bilmezdik Gözlerimiz aynı güneşe bakardı Şimdi artık, biz, biz değiliz Yokuz […]

Yalandı

Eve gittiğim yolu buldum sanardım Kilometrelerce yürüdüm Anladım ki yanıldım Haklıydı yıldızlar, yalandı Ne geceden güneş açtı Ne de ay bu hengameden kaçtı Ben düşünmekten yoruldum Bu boşluklar daha önce de yaşandı Sırası gelince hepsini unuttum   Ben düşmandım çiçeklere Kurak topraklara gömülmeye alıştım Yavaştım yürürken ama Ben en çok duraksadığımda anlamıştım her şeyi Adımı […]

Katlanamıyorum

katlanamıyorum ne nefes almaya ne de adım atmaya denedim, gerçekten girdiğim bütün yollar aynı sonda buluştu bana gelen bütün kuşlar aynı hızda kanat çırptı yapamıyorum düşlemekte zor rüyalarda yaşamakta ben artık anladım, sahiden hangi yıldıza baksam hepsi kahkaha attı şu bittiğim ay bile yaramda kan bırakmadı artık ben bittim, ciddiyim yeşil çayırlar sararınca siyah gökyüzü […]

Mazi Kesilen Tırnak Değildir

ben maziye aşığım mazi benim her şeyim nereye adım atsam arkamdan koşar mazi ben maziye bağlıyım mazi benim tek eşim nasıl ondan kaçarım arkama adım atsam maziye yaklaşsam bir kez kaçan mazidir benden nasıl nefes alırım ben denedim, gerçekten mazisiz yaşayamam ilerlemeden nasıl yaşanılır ben karlarda yürüdüm çayırlarda da koştum gökyüzünü seyrettim içinde de ay […]

Benimsin

Sen benimsin gökyüzünde kuşlar uçuşurken Benimsin işte, güneş dahi şahidimdir Yerdeki topladığım saç tellerin koynumda gezinirken Söylesene, kim seni benim kadar sevebilir Yan yana, karşılıklı yürüdüğümüz şu koridor Hem bir başlangıçtı benim için Hem de geçmişten gelen bir melodi gibi Hatırladıkça içimi hüzün kaplar Hiç benim olmayan sevgilim Sesler ne kadar duyulmasa da Anlatırlar değil […]

Balo

Gökyüzü karanlıkla dost olurken Güneş korkudan kaçıyordu Eller alev gibi közleri tutarken Ayaklar artık bu yükü taşıyamıyordu Güneş köpürdü, deliye döndü Eller artık, zaman gibi kaçıyordu Gerçekten, zaman dahi kaçtı Herkes giderken bir bir Yada biz çıkarken oyundan Bir ses duyuldu etraftan Sözler döküldü yavaş yavaş Herkes duydu, ama, sadece iki kişi anladı .

Bir Kuş Gördüm Kafeste Satılık

Bir kuş gördüm gökyüzünde Biraz beyaz, biraz kremrengi İstanbul’un bir yakasından diğer yakasına uçuyordu Sordum ona: Neden böyle yapıyorsun? Dedi ki: Ben yarım olan İstanbul’u tamamlıyorum Ben olmasam, İstanbul göz yaşından ayakta kalabilir mi hiç Bir kuş gördüm, kafeste satılık Biraz beyaz, biraz siyah Üzerinde siyah gökyüzünün yıldızları vardı Sordum ona: Nasıl olur da şu […]

Koşan Köle

Şu yapraklar sallanmayı bıraksın Gündüzleri güneş, artık doğmasın Artık yağan yağmur da ıslatmasın Gece ve gündüz neden var, olmasın Gözlerim, alışıyor gibi artık Sis içlerindeki gülücükler yok Şu baktığım ay, artık bakmayacak Üzülme, üzülme yine yaşarsın Eskiden nereye baksam o vardı Gözlerimiz, birbirinden ayrıldı Artık şimdi, o hayalimde kaldı Üzülme boşver; sen elim yazarsın

İki Sevdiğim Var Benim

İki sevdiğim var benim Biri ay yüzlü bir peri Diğeri güneş gibi kızgın gözleriyle bir köz elimde İlk güneş vurur, sonra ay parlar gönlüme Benim ayım parlaklığını güneşten alır Bir merhem gibidir içimdeki güneşe Ah amerikan ilacım benim Ölümün kıyısından beni tutup Tekrar ölüme terkettin Farkedemedim, şimdi düşünüyorum da Diyorum da Zaman nasıl da geçmiş […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön