İstanbul Ol

dört duvarlı bir odaydı her şey
sıcaklığı ellerimi ısıtıyordu
yok, gerçek olamaz bu şey
bir kez daha gözlerim, dünyaya kör bakıyordu

bu hikaye bir masıldı belki
belki bir hayal

bir rüya olsa da, gerçek gibiydi sanki
bana hep, İstanbul ol derdi
İstanbul kadar şen, İstanbul gibi iki ayrı şehir
bense, beyaz güvercinim ol derdim
beni bir tek sen tamamla
sonbahar yaprağının rüzgarla savrulması gibiydi ömrüm
yavaş yavaş, zaman geçe geçe çürüdüm
arkamdaki ayak sesleri, karlar ellerime düştüğünde kesildi
bir ben, bir de eller vardı artık
ellerime kızgın demir geçirdiler
sıcak bir damgayla hayatımı hapsettiler
hadi hadi, boşver dedim
gitmediler . . .

Yazı oluşturuldu 114

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön