İlki İsteseydin İkincisi Olmazdı (4)

Hiçbir şey, ilkinin yerini tutmaz mı? İlkini mi istiyorum, ilkimi ki benim her şeyim. İlk kimi sevmiştim? Güneşi mi, yoksa Ay’ı mı? İlk kavrulmayı mı istemiştim, yoksa ilkbahar çayırlarında koşmayı mı?

Ben, neyi istemiştim. Neyi istiyorum. Boşluğun kapanmasını mı? Yoksa, sevgimin karşılığını mı? Hangisi bir kurtuluş? Gideceğin yere varmak mı, gideceğin yer mi? İkisi de aynı, konu nerede? Anında yapmak, aracı ile yapmak. Hangisi cezbedeci, hangisi var şuan elimde.

 

İlk, ikinci. İlkinden, his kaldı mı ki, he he yarınmış. His kalmadı, ne anı kaldı, ne de hatırlanacak dönüm noktaları. İlk diye bir şey hiç olmadı. O benim değil, benden öncekinindi. O hiç doğmadı ki, güneş hep karanlıktı. Gökyüzü ışık saçıyordu.


Yaz mevsiminin başlarıydı, cuma günün bir sabah vakti. Herkes bekleyiş içinde, yapraklar yeniden doğacakları güne hasret yanacaklardı. Bazıları yeni rüzgarlara karışacaktı. Portakal kabuğuna oturdum. Elimde ağaç parçası, elimde bir dal. İçimdeki ışıkların gölgesi karalanıyordu ağaca. Bazen ışık vuruyor, bazen gece çöküyordu. Ağaçla işim bitti, tekrar bataklığa doğru ilerliyordum. Önümde üç çiçek bir böcek. Kızıl şeytan, nilüfer, papatya, sardunya. Baktım, baktım. Sardunya sakız çiğniyordu. Baktım, baktım. Sardunya ışık saçıyordu. Baktım, baktım. Sardunya kalbimde geziyordu. Anladım, gerçekten anladım. Sardunya ile demek, son karşılaşmamdı.

Yazı oluşturuldu 121

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön